Etiket arşivi: Din

Günümüzde Savaşlar

Savaşlar binlerce yıldır hiç bitmedi, biri durup diğeri başlıyor. Bazı bilimlerde insan sürülerinin sürekli savaştığını, çünkü Dünya’daki kaynakların kıt olduğu söyleniyor. Onlar ekilebilir tarım arazileri ve diğer kaynaklar için sürekli savaşıyorlar. Gerçekten de son yıllarda savaşların, belki de ülkemizin bulunduğu bölgedeki savaşların, arttığı görülüyor. Aslında onlar hep vardı, ama Dünya’nın başka yerlerinde.

Ben kesinlikle barıştan yanayım ve günümüzde daha uygar bir Dünya’da yaşadığımız için medeniyet sayesinde bazı çözümlerin üretilebileceğini düşünüyorum. Ama bu tür şeyler sadece birer tahmin veya senaryo. Yüzlerce güzel senaryo olduğu gibi yüz binlerce kötü senaryo da olabiliyor. Tek bildiğim şey, barışın dilenerek veya yalvararak elde edilemeyeceğidir. Barış için, savaşa hazır olmalsın. Dostuna güven vermelisin, düşmanına korku salmalısın. Yani ekonomik, sosyal, teknik ve bilimsel olarak güçlü olmalısın.

Dünya’nın gündeminde olan en bilinen savaşlardan biri Rusya Ukrayna Savaşı’dır. Rusya’nın kayıpları ortada, çok kayıp verdi. Ukrayna da toprak kaybetmek istemiyor ve NATO’nun desteği ile gün geçtikçe daha etkili hale geliyor. Savaşın çok uzun süreceğini tahmin etmiştim, çünkü barış ancak karşılıklı olarak taviz vermekle mümkün ve iki taraf da taviz vermek istemiyor. Birbirilerinin canlarını yaktıkça savaştan iyice soğmaları durumunda çözüm aramaları söz konusu olacaktır. Barış ve anlaşma için çok girişimde bulunuldu, günümüzde de girişimler var. Ama sonuç alınamadı.

Bizim bölgemizde en çok konuşulan şey Filistin’deki trajedi idi. Bence İsrail’in Museviler için bir çok önemi var, ama benim aklıma başka bir şey daha geliyor. Museviler Dünya’nın birçok ülkesine yayılmış ve bazı ülkelerdeki nüfusları 7 milyonu bulurken bazı ülkelerde 5-10 bin civarındadır. Ancak örgütlü bir yaşam sürdürüyorlar ve çok yönlü bir dayanışma içinde yaşıyorlar. Sürdükleri bu yaşam biçimi Adolf Hitler’in dikkatini çekmiş ve Adolf Hitler onları izlemeye, felâket senaryoları oluşturmaya başladı. Hitler, onları büyük ve büyüyen bir tehdit olarak görüyordu. Daha ayrıntılı bilgi isteyen Adolf Hitler’in Kavgam isimli kitabını okuyabilir. Ancak Hitler’in bu korkuları ve eylemleri o düzeye ulaştı ki on milyonlarca Musevinin ölümüne sebep oldu, büyük kısmı insanlık dışı yöntemler ile kamplarda yok edildi. Aynı korku veya paranoyanın Musevilerin yaşadığı diğer ülkelerde de oluşmaması, yani Musevilerin Dünya haritasında bir yeri olması için bir adresleri, yani ülkeleri olması gerekiyor. Bir çok şeyin yanında İsrail, dünya vatandaşlarını sözde bir “yahudi işgali korkusundan” kurtarıyor. Böylece yer yüzündeki ülkeler Musevileri kalıcı ve işgalci olarak görmüyorlar.

Kur’nı Kerim’de bazı kısımlarda Müslümanların savaşmaları için emirler var ve bu emirler bazı şartlara bağlı. Şartlardan biri de Filistin topraklarında bulunan ve Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa ile ilgili. Bu konuya hangi açıdan bakarsak bakalım, sonuçta İsrail’e savaş açmak dinin emri ve ibadetidir. Bununla birlikte Musevilerin dininde bir takım toprak sınırlarından söz ediliyor, bunlar tanrının vaadi olarak yer alıyor. Musevilere düşmanlarının sadece savaşçılarını değil, kadınlarını ve çocuklarını, ihtiyarlarını ve hatta ev hayvanlarını bile öldürmeleri emredilmiştir.

Binlerce yıllık bu kin ve nefret, geçmişteki felâketlerden besleniyor ve geçmişin en iyi hafızası ve muhafazası din oluyor. İki tarafta da yer alan nispeten daha modern ve uygar bazı kesimler barış istiyor, ancak dini vazife olarak görüldüğü için Filistin dışındaki Müslümanlar ve Museviler bu savaşı manevi olarak körüklüyorlar ve destekliyorlar. Abluka altındaki Filistinliler için hayat zor olduğu için geçmiş yıllarda bir takım askeri oluşumlar teşebbüste bulundular ve İsrail’in cevabı korkunç oldu, tam sayı belli olmamakla birlikte 70 bine yakın Filistinli katledildi.

Derken belki de en büyük sorunu Arap olmaması olan İran ve ABD ile Arap müttefikleri arasında sürtüşmler ve restleşmeler başladı. Zamanla bu olumsuz durumlar savaşa dönüştü ve günümüzde bir İran ABD savaşı var. ABD ve Batı’nın da bazı haklı istekleri olmakla beraber, İran’daki Müslümanların ölmesini İslâm Dünyası istemiyor. Belki de bölgedeki en büyük sorun dinin emri olduğunu iddia ederek yayılmacı bir politika izleyen İsrail’dir.

Barış çok önemli ve değerli, İran’ın yayılmacı bir politika izlemediğini düşünüyorum. Ancak kendi güvenliği için aldığı önlemler çok etkili ve belki de Dünya’daki diğer ırkların ve inançların huzurunu bozuyor. Tam manasıyla ne olacağı belli değil ve bu belirsizlik Batı dünyasındaki halkların huzurunu bozuyor. Belki de ABD tüm çatışmalara sadece daha fazla huzur elde etmek için giriyor. Ama sorunun temeli çok sayıdaki Arap devletinin göğüsüne saplanmış olan İsrail Devleti’dir.

Din kötü bir şey değil, o bizim beşikten mezara kadar yanımızda ve aldığımız her nefeste hissediliyor. Önemli olan bazı olayların günümüzdeki yorumlarıdır. Din eğitimi ve dini liderlik daha olumlu ve daha az düşmanca düşünen kişilerin elinde olmalıdır. Bana soracak olursanız Şeytan bir insanı kandıracağı zaman insanın önüne din kitabının aslını koyar. Ama der ki, “senin kafan basmaz, sen öğrenemezsin ve şu kişi (şeytanın seçtiği kişi) sana öğretsin, o ne derse doğrudur”.